Chuck hakkındaki konuları görmek ve linklerden yararlanmak için lütfen üye olun...

CHUCK-TR Yönetimi.


Welcome to Intersect
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Sınırsız Muhabbet V
Çarş. Şub. 08, 2012 6:44 pm tarafından _MuSTy_

» Chuck 4x10
Çarş. Ara. 01, 2010 12:11 am tarafından guleryvs

» "X" Kişiye Gönderme
Paz Kas. 28, 2010 4:01 pm tarafından lana lang

» Chuck 4x9
Çarş. Kas. 24, 2010 1:54 pm tarafından guleryvs

» Kurban Bayramınız Kutlu olsun...
Perş. Kas. 18, 2010 1:05 pm tarafından cHuck4ever

» Chuck 4x8
Çarş. Kas. 17, 2010 1:35 pm tarafından guleryvs

» İngilizce son harften kelime
Salı Kas. 09, 2010 7:56 pm tarafından pierce_town

» Üzgünüm çünkü..
Cuma Kas. 05, 2010 6:13 pm tarafından cHuck4ever

» Bu isim senin neyin oluyor
Cuma Kas. 05, 2010 6:07 pm tarafından cHuck4ever

» son harften kelime türetmececilik=))
Cuma Kas. 05, 2010 6:05 pm tarafından cHuck4ever

» Chuck 4x7
Salı Kas. 02, 2010 7:53 pm tarafından guleryvs

» Chuck4x6
Salı Ekim 26, 2010 8:22 pm tarafından guleryvs

» Chuck 4x5
Salı Ekim 19, 2010 8:22 pm tarafından guleryvs

» 2010'dan Geriye Sayalım..
Ptsi Ekim 18, 2010 8:19 pm tarafından higgi_giggi

» *aNkaRock* (:
Çarş. Ekim 13, 2010 9:56 pm tarafından derebeyi17_44

» Chuck 4x4
Salı Ekim 12, 2010 7:22 pm tarafından guleryvs

» Chuck 4x3
Salı Ekim 05, 2010 6:17 pm tarafından guleryvs

» Chuck 4x2
Salı Eyl. 28, 2010 6:07 pm tarafından guleryvs

» Chuck 4x1
Perş. Eyl. 23, 2010 9:33 pm tarafından guleryvs

» Chuck 03x19
Perş. Eyl. 23, 2010 9:17 pm tarafından guleryvs

» Chuck 03x18
Perş. Eyl. 23, 2010 7:44 pm tarafından guleryvs

» Chuck 03x17
Perş. Eyl. 23, 2010 7:10 pm tarafından guleryvs

» Ramazan Bayramı
Cuma Eyl. 10, 2010 8:48 pm tarafından Chuckie

» bakalım bulabilecek misiniz?
C.tesi Eyl. 04, 2010 11:49 pm tarafından ada

» .......gıcık olurum
Salı Ağus. 31, 2010 2:35 pm tarafından cHuck4ever

En iyi yollayıcılar
ada
 
_MuSTy_
 
aNkaRock
 
Chuckie
 
guleryvs
 
lana lang
 
higgi_giggi
 
reykjavik89
 
chcuk_bartowski
 
spn
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 41 kişi Salı Kas. 13, 2012 7:31 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Tüm Yönleriyle ADSL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:23 am

Tüm yönleriyle ADSL (1)

Ülkemizde İnternet’in son kullanıcıya ulaşması 1996-97 yıllarında
gerçekleşti. Bürokrasinin duyarsızlığı ve bilgisizliği, alt yapı
eksikliği, sermaye yetersizliği… Ne derseniz deyin İnternet’le
buluşmamız hayli geç oldu, geç olsun ama güç olmasın diye bir
atasözümüz vardır, ama bizde işler hem geç hem de güç bela yürüyor çoğu
zaman.



Son kullanıcıya sunulan ilk bağlantı seçeneği, telefon hatları
üzerinden modem ile dial-up bağlantı şeklindeydi. Zaman içinde
İnternet’e bağlantı seçeneklerimiz çeşitlendi, ancak belki de en uygun
seçenek olan ADSL oldukça geç ve zahmetli bir şekilde kullanıma
sunuldu. Bugün itibariyle gerek Türk Telekom gerekse özel sektör ADSL
hizmeti vermeye başladı, önümüzdeki dönemde hem hizmet kalitesi, hem de
fiyatlar açısından daha güzel gelişmeler bekleyebiliriz.



ADSL binlerce kişinin tercih ettiği bağlantı türü olunca, bu teknoloji
hakkında kapsamlı bir yazı hazırlamak gereği ortaya çıktı. Karşınızda
oldukça kapsamlı bir ADSL yazısı var, ister ADSL almayı düşünüyor olun,
ister halihazırda kullanıyor olun bu yazıda faydalı bir şeyler
bulacağınıza inanıyorum.



İsterseniz, ADSL’i anlatmaya başlamadan önce İnternet’e bağlanabilmek için elimizde olan diğer seçenekleri kısaca inceleyelim:

Kiralık hat

Bu seçenek sadece kurumsal kullanıcılar için geçerli. İş yerinizle
servis sağlayıcı arasında Telekom’un data hatları üzerinden sabit bir
bağlantı sağlanıyor.



Servis sağlayıcıya İnternet bağlantısı için bir ücret öderken,
Telekom’a da data hattı için ayrı bir ücret ödeniyor. Maliyetleri
topladığınızda en düşük hızdaki bağlantılar için dahi aylık yüzlerce
dolar para ödenmesi gerekiyor, ayrıca bağlantı için alınacak özel
modemler/yönlendiriciler de yine yüzlerce dolara #$%&! oluyor. Kurumsal
kullanıcılar için uzun bir süre bu tip bağlantı tek seçenek olarak
görülüyordu ancak ADSL bu durumu değiştirebilir.



Kiralık hatların ADSL’e göre avantajı senkron olması, yani 128 kbps bir
hat aldığınızda bu 128 kpbs gönderim ve alım yapabileceğiniz anlamına
geliyor (oysa ADSL’de indirim hızı yüksek ama gönderim hızları düşük
2048 / 512 gibi).



Ayrıca kritik uygulamalarda kiralık hatlar daha güvenli, bir kere çalışır hale gelince, kolay kolay sorun yaşamıyorsunuz.



Uydu

Uydu üzerinden İnternet çok yüksek hızları vaadetmesine rağmen bazı
dezavantajları nedeniyle yeterli ilgiyi göremedi. Yakın bir zamana
kadar uydu bağlantısı için kurulacak ekipman pahalıydı ve tek yönlü
veri aktarımına izin veriyordu. Yani uydu üzerinden sadece veri
indirebiliyordunuz. Veri gönderimi için yine telefon hattından ikinci
bir bağlantınızın olması gerekiyordu. Ancak şu anda karasal hatlardan
bağımsız, veri alıp gönderebilen uydu seçenekleri mevcut (www.dexar.com ). Ayrıca son dönemde rekabet ve yaygınlaşma sonucu fiyatlarda da önemli düşüşler meydana geldi.



Yüksek maliyetler ve uygulama zorluklarını yanı sıra uydunun kendine
has bazı dezavantajları var. Gecikme bunlardan birisidir. Size ulaşacak
bilgi önce servis sağlayıcıdan uzaydaki uyduya, oradan da sizin çanak
anteninize kadar uzun bir mesafe kat etmek zorunda. Bu durumda bazı
uygulamalarda (on-line oyunlar gibi) problemler söz konusu olabiliyor.


Ancak uydu bağlantısı size “uydu” ile haberleşme imkanı verdiği için
bir takım ekstralara sahip. Örnek olarak, tüm uydu yayınlarını
izleyebilme, kendi uydu yayınınızı yapabilme böylece sizin kanalınızı
izleyenlere on-line eğitim ve benzeri hizmetleri sunabilme sayılabilir.



Ancak ortalama bir İnternet kullanıcısı için en ideal çözüm
olmadığını görüyoruz. Bu en azından ülkemiz için şu anda böyle, ancak
yurtdışında daha uygun fiyatlı uydu çözümleri mevcut. Uydu üzerinden
çok yüksek hızlarda indirme (download) yapılabildiği için gelecekte
yine uydu İnternet öne çıkabilir.



Bu arada uydudan veri indirmekle ilgili bir noktayı açıklamak lazım.
Uydu İnternet kullanmak için bir dijital uydu kartına (bilgisayara
takılacak bir PCI kart), çanak anten ve LNB'ye ihtiyacınız var. Daha
sonra bu hizmeti veren firmalara başvurup, parasını ödeyip abone
olmanız gerekiyor. Bundan sonra normal olarak İnterneti
kullanabilirsiniz. Ancak eğer bir dijital uydu kartınız ve uydu/lnb
setiniz varsa, çeşitli programlar kullanarak, uydu İnternet servisini
parasını vererek kullanmakta olan kullanıcıların indirdikleri dosyaları
sizde kendi bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz. Uydunun doğası gereği
bir kullanıcıya gönderilen veri aslında o bölgedeki tüm uydu antenlere
ulaşıyor. Siz de, sizin çanağınıza da gelen bu veriyi kendi
bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz. Ancak bunu İnternet bağlantısı
olarak tanımlamak mümkün değil. Çünkü belli bir web sayfasını veya
dosyayı seçip indirmeniz mümkün değil, sadece diğer kullanıcıların o
anda indirmekte olduğu dosyaları sizde kendi bilgisayarınıza
kaydedebiliyorsunuz.


Kablonet
“Türkiye'de Kablo TV yayınları 1991 yılında PTT tarafından dokuz büyük
ilde başlatılmış (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya,
Antalya, Gaziantep, Kayseri) ve kısa sürede yoğun ilgi görmüştür.
Önceleri 22 televizyon kanalı, 4 radyo istasyonu ile yayınına başlayan
Kablo TV, kısa sürede televizyon kanalı sayısını 35'e çıkarmıştır. Bu
gün 45 televizyon kanalı Kablo TV sistemi üzerinden yayınlanmaktadır.
1997 yılında mevcut 9 bölgeye ilave olarak 21 yeni yayın bölgesinde
Kablo TV Hizmetlerinin verilebilmesi için Türk Telekom Gelir Paylaşımı
esasına göre ihaleye çıkmış, Kablo İletişim firmaları da bu
bölgelerdeki yatırımlarını tamamlayarak Kablo TV hizmeti vermeye
başlamışlardır.”



Kablo İletişimcileri Derneği'nin web sitesinde (http://www.kaider.org.tr)
Türkiye’de kablotv şebekesinin tarihçesi böyle anlatılmış. Kablo TV,
bir bölgede her binaya koaksiyel kablo çekilmesi ve TV yayınının bu
kablo üzerinden verilmesidir. Yurt dışında, özellikle de ABD’de çok
geniş kablo tv şebekleri mevcuttur ve milyonlarca abonesi vardır. Tek
bir kablo üzerinden yüzlerce tv kanalı çok net görüntüyle (antendeki
gibi parazit olmaksızın) izlenebilir.


Daha sonraları, “Madem her eve kablo çekmişiz, niye aynı hat üzerinden
İnternet erişimi de vermiyoruz?” denilerek kablo tv şebekesinden
İnternet bağlantısı sağlanmaya başlamıştır. Ülkemizde kablonet olarak
adlandırılan bu hizmet bulunmaktadır (kablonet aynı zamanda bu işi
yapan firmalardan birisinin ismidir, ben genel manada kullanıyorum).
Ancak öncelikle bölgenizde kablolu tv şebekesinin bulunması ve şebekeyi
işleten firmanın İnternet hizmeti vermesi gerekmektedir. Yani evinizde
kablo tv olması, kablonet kullanabileceğinizi garanti etmez. Kablonet
için şebeke üzerinde bir takım değişiklikler yapılması gerektiği için
yeterli abone olmayan yerlerde kablotv olsa bile kablonet olmayabiliyor.



Kablonet için kablo modem denilen bir cihaz kullanılır. Kablonet’in
telefon hatlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. 7/24 İnternet’e bağlı
kalabilirsiniz ve aylık sabit bir ücret ödersiniz.



Ancak Kablonet’in birkaç dezavantajından söz etmek gerekiyor. Öncelikle
evinizde/mahallenizde kablo tv şebekesinin döşenmiş olması gerekiyor.
Ülkemizde uygun fiyatına rağmen çeşitli nedenlerle kablo tv şebekesi
çok yaygınlaşamamıştır. Sadece büyük şehirlerin bazı semtlerinde kablo
tv şebekesi bulunuyor. Kablonet’in belki de en çok eleştiri alan yönü
ise paylaşımlı bir sistem olmasıdır. Mahallenizdeki kablotv şebekesinin
ortak bir İnternet çıkışı bulunmaktadır. Örneğin mahalledeki şebekenin
çıkışı 1 Mbit olsun, eğer sadece siz hattı kullanıyorsanız satın
aldığınız bağlantı hızınızı sonuna kadar kullanıp, örneğin 256 kbit
bağlantınız varsa 30kbit/sn hızında indirme yapabilirsiniz. Böylece 4-5
kişi aynı anda İnternet’i sorunsuzca kullanabilir. Ama bağlananların
sayısı arttıkça performans düşmeye başlar. Mahallede aynı anda 100 kişi
Kazaa’dan indirme yaptığında, her bir kullanıcının bant genişliği (yani
İnternet’ten belli bir anda indirebileceği veri miktarı) oldukça
düşecektir. Tabii ki bu problem, kablotv şebekesinin İnternet çıkışı
arttırılarak çözülebilir. Esasen kablotv şebekesinin kendi içinde 10
Megabit gibi yüksek hızlarda veri transferi mümkündür. Ancak şebekenin
İnternet çıkışı tüm kullanıcılara paylaştırılır.



Ayrıca kablotv şebekesi üzerinde çeşitli nedenlerle çok sık arıza
olduğunu sık sık duyuyoruz, ancak bu durum teknolojiyle değil, uygulama
ve hizmet kalitesiyle ilgili bir durum.



Diğer bir husus da fiyat elbette. Eğer bulunduğunuz bölgede hem
kablonet hem de ADSL varsa fiyatlarını karşılaştırıp ona göre karar
vermeniz gerekiyor.



Tabii ki çevirmeli ağ İnternet’in nimetlerinden tam olarak
faydalanmak için yeterli bir çözüm değil. En önemli problem hız;
çevirmeli bağlantı ile ulaşabileceğiniz maksimum hız 56000
bit/saniyedir. Bu ise, saniyede (yaklaşık olarak) 7 Kilobayt’la
download yapabilirsiniz demektir. Ancak bu “en iyi koşullarda” geçerli
bir hesaplamadır. Ortalama bir İnternet kullanıcısı 43000-50000
Bit/Saniye arası bir hızla bağlanır ve download’lar 5 K’yı geçmez.
Böyle bir bağlantı üzerinden radyo dinlenebilir ancak canlı tv
yayınlarının kesintisiz izlenmesi pek mümkün olmaz.



Girdiğiniz sitelerde “html versiyon” üzerine tıklamak, “flash versiyon”
üzerine tıklamaktan daha akıllıca bir hareket olur, çünkü 500k’lık bir
flash dosyasının yüklenmesi dakikalar alacaktır.



İnternetin sunduğu onlarca özellik, dial-up’la anlamsızlaşmaktadır.
Örneğin ben sürekli bağlı değilsem ICQ kullanmanın ne mantığı var? Eğer
ikide birde bağlantım kopacaksa dosya indirmenin, hele film veya mp3
indirmenin neresi zevkli diye düşünebilirsiniz ve bence haklısınız.



Dial-up’ın böyle dezavantajları olsa da hala en yaygın kullanılan bağlantı şekli ve bir süre daha bu böyle sürecek diyebiliriz.

GPRS

Cep telefonunuz üzerinden İnternet’e bağlanmak ister misiniz? Doğrusu
ben isterim. Alırım laptop’ımı, çıkarım dağlara tepelere, bir yandan
manzara, bir yandan da chat yaparım…




GPRS veya General Packet Radio Service, cep telefonu şebekesi üzerinden
veri alıp göndermeye yarayan teknolojinin ismidir. GSM hattınızı GPRS’e
açtırdıktan sonra, GPRS özelliği olan telefonunuzu bilgisayarınıza
bağlıyorsunuz. Gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra 7/24 İnternet’e
bağlısınız.



Telsim bir dönem GPRS bağlantısını aylık sabit bir ücretle veriyordu,
oldukça düşük olan bu ücret, bir çok kişiyi dial-up yerine GPRS
kullanmaya sevk etmişti. Ancak şu anda tüm cep telefonu şebekesi
işletmecileri GPRS hizmetini indirilen veri miktarına göre
ücretlendiriyorlar. Yani, gene 7/24 bağlısınız, ancak veri indirdikçe,
kilobayt başına belli bir ücret ödüyorsunuz.



GPRS ortalama bir ev/ofis kullanıcısı için uygun bir çözüm değil.
Pahalı ve aynı zamanda dial-up’tan bile daha yavaş. Ancak ileride daha
yüksek hızlarda bağlantı seçenekleri çıkabilir, fiyat olarak ADSL ve
benzeri çözümlere yaklaşması ise zor.



Ancak, GPRS’in tam bir kurtarıcı olduğu uygulamalar da yok değil.
Örneğin bayileri dolaşıp fiyat veren, sipariş alan plasiyer tipi
elamanlar için, bir Pocket pc, GPRS bağlantısı ve genellikle web
tabanlı bir uygulama üzerinden veri girişi en kolay çözüm durumunda
olabiliyor.

Bilgi için : http://www.telsim.com.tr/servisler/o...GPRS/index.php

ISDN

Integrated Services Digital Network’ün kısaltması olan ISDN aslında
salt İnternet bağlantısından veya veri aktarımından daha fazlasını
sunan bir teknolojidir.



ADSL başlığı altında daha ayrıntılı inceleyeceğimiz gibi,
evimiz/ofisimiz ile telefon santrali arasında kalan bakır kablo çifti
(local loop, last mile) telefon şebekesinin en zayıf ama aynı zamanda
en yaygın ve kısa zamanda değişmesi (bakırın fiberle değiştirilmesi
gibi) mümkün gözükmeyen kısmıdır. Kullanıcı ile telefon santrali
arasında haberleşme analog olarak gerçekleşmektedir ve bunun ileride
anlatacağımız gibi bir çok kısıtlayıcı yönü bulunmaktadır.



İşte ISDN ile, veri, daha henüz kullanıcı tarafında iken dijitale
çevrilmektedir. Bunun sonucu olarak eğer ISDN hattınız varsa; 8 taneye
kadar farklı cihazı (telefon, faks, bilgisayar) tek ISDN hattına
bağlayabilirsiniz ve aynı bakır hatta bağlı olmalarına rağmen bu
cihazların farklı telefon numaraları olabilir. Aynı anda bu cihazlardan
2 tanesi veri alışverişi yapabilir (Basic Rate denilen ve ev/işyeri
tipi kullanıcılar için önerilen ISDN tipi için).



ISDN üzerinden 128/128 Kbps veri aktarımı yapılabilir. Aynı anda da telefon hattınız üzerinden konuşma yapmanız da mümkündür.



ISDN hattınıza özel ISDN cihazları bağlayabileceğiniz gibi bir aparatla
normal analog telefonunuzu ve hatta analog modeminizi
bağlayabilirsiniz. ISDN hattında normal hat gibi karşı tarafın telefon
numarasını çevirir ve konuşur/nete bağlanırsınız. Bağlı kaldığınız süre
için para ödersiniz. ISDN’de iki kanal mevcuttur. Her bir kanal 64 Kbps
hızındadır. Sizin hız talebinize göre önce ilk kanal, sonra da otomatik
olarak ikinci kanal devreye girer. İkinci kanalın devreye girmesiyle 2
katı kontör atmaya başlayacaktır.



Gördüğünüz gibi ISDN evimizdeki telefon hattının dijitale çevrilmesiyle
ilgili İnternet’i aşan bir çerçeveye sahip. İnternet bağlantısı
açısından bakılırsa, ADSL’in olmadığı ve kontör ücretlerinin kabul
edilebilir olduğu durumlarda uygun bir seçenek olabilir. Ancak 128 Kbps
gibi çok düşük bir hız sağlaması (ADSL’in 2 Mbit’e kadar alınabildiği
göz önüne alınırsa) ISDN’i ADSL karşısında zayıf bırakıyor.



Bu arada bizim bahsettiğimiz ISDN BRI denilen ev/işyeri için önerilen
ISDN tipi. ISDN PRI denilen ve yaklaşık ADSL hızında İnternet hızı
sunabilen diğer bir ISDN çeşidi daha var. ISDN PRI ancak yüzlerce
telefon hattına birden ihtiyaç duyan büyük şirketler, ISS’ler,
üniversiteler vb. gibi yerler için, İnternet bağlantısının ötesinde,
çok hatlı telefon hizmeti almak için tercih edilebilecek bir seçenek
durumunda.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:24 am

Tüm yönleriyle ADSL (2)
ADSL

Ayrıntısıyla inceleyeceğimiz ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line /
Asimetrik Sayısal Abone Hattı) teknolojisi aslında xDSL diye
adlandırılan iletişim teknolojisi ailesinin bir üyesidir. xDSL ailesi
uzak mesafeler arasında sıradan bakır kablolar (telefon hatları)
üzerinden yüksek miktarda veri aktarımı yapmayı mümkün kılan
teknolojiye verilen genel bir isimdir. Farklı türleri vardır ve baştaki
“x” harfi bunu ifade eder (ADSL, VDSL vb.).



Yukarıda kısaca değişik bağlantı şekillerini inceledik. Olayı kısaca
“orada bir İnternet var uzakta ve bizim ona bağlanmamız lazım...”
şeklinde özetleyebiliriz. Mesele evimiz/işyerimizle bize İnternet
hizmeti veren (kendisi çok hızlı hatlarla genel İnternet ağına bağlı)
İnternet servis sağlayıcı (ISS) arasındaki veri aktarımının nasıl
yapılacağıdır. Bunun için uydu, kablotv veya telefon hatlarını
kullanabiliyoruz. Telefon hatları her yerde olması sebebiyle aslında en
uygun seçenek. Herkesin evinde bir çift telefon teli var, yolları kazıp
yeni bir kablo döşemek (kablotv- çok pahalı ve zahmetli) veya uydu gibi
pahalı bir yöntem yerine bu telefon hatlarını kullanmak en uygun
seçenek gibi gözüküyor. Ancak ufak bir problem var.



POTS (Plain Old Telephone Service – Düz Eski Telefon Hizmeti) denilen
ve şu anda kullanmakta olduğumuz telefon şebekesi en başta –sadece-
sesimizi taşımak üzere tasarlanmıştır.



Şimdi bunu biraz daha açıklayalım. Telefonla konuşurken telefon
ahizesindeki mikrofon sesimizi elektrik sinyaline çevirir (amanın çok
derin girdik, buradan İnternete nasıl geleceğiz bakalım). Bu elektrik
sinyali analog bir sinyaldir, yani konuşurken yükselip alçalan, değişik
tonlar alan sesimiz birebir elektrik sinyaline çevrilir. Bu sinyal
telefon cihazından telefon hattına, oradan da bağlı olduğumuz telefon
santraline kadar ulaşır. Şimdi, eğer aynı santrale bağlı diğer bir
abone ile konuşuyorsak sesimiz hemen diğer abonenin hattına aktarılır,
eğer diğer bir santrale bağlı bir abone ile görüşüyorsak, sesimizin
diğer santrale aktarılması gerekir.



Telefon santralinde sesimiz (analog elektrik sinyali halindeydi)
dijitale çevrilir. Bu işlem Windows’taki “ses kaydedici” ile
mikrofondan sesimizi kaydetmek gibi düşünülebilir. Dijitale çevrilen
ses, bundan sonra, diğer binlerce telefon görüşmesiyle beraber dijital
formatta yüksek kapasiteli veri hatlarıyla diğer santrale veya bir çok
santralin bağlı olduğu bir merkez santrale gönderilir. Bu yöntemle tek
bir kablo üzerinden (çoğu zaman fiber optik bir kablo) aynı anda
binlerce telefon görüşmesi yapılmaktadır.



Telefon sistemi tasarlanırken sadece ses iletimi göz önüne
alındığından, normal bir insan sesinin 4000 Herzt frekansında çok fazla
kayba uğramadan aktarılabileceği görülmüş ve telefon sistemi buna göre
tasarlanmıştır. Bu sebeple, az önce bahsettiğimiz analogdan dijitale
çevrim işlemi 4000 Hz veya 4 KHz ile örneklenmektedir (dijitale, yani 1
ve 0’a çevrilmektedir), bu frekansın üstünde kalan tüm sinyaller iptal
olmaktadır (Windows ses kaydedici de, örnekleme ayarını 4000 Hertz’
getirip sesimizi kaydetmek gibi). Santral tarafında 4 Khz üstündeki
frekansları yokeden bir filtre bulunmaktadır.



Dial-up modemler, işte bu 4 KHz aralıkta ses sinyalleri göndererek
(modem bağlanırken duyduğumuz sesler) karşı taraftaki modemle
haberleşirler.Bilgisayardaki dijital bilgi modem tarafından ses
sinyaline (analog) çevrilir, telefon hatlarından gönderilir, karşı
taraftaki modem ise bu vıyyjjj, cıvvvj, fışşşş şeklindeki sesleri
tekrar dijital bilgi haline çevirir.



Ses sinyalleri bu 4 kHz’lik aralık içinde olmak zorundadır, çünkü
üstündeki frekanslar santralde direkt filtrelenmekte yani yok
olmaktadır. 4 KHz’lik bu aralıkta gönderilebilecek maksimum veri 28.800
bit/saniye’dir. Bunun üstünde veri aktarımı yaptığını iddia eden tüm
modem üreticileri yalan söylemektedir, modemlerini alıp kafalarına
vurabilirsiniz… Yok, yok şaka tabii ki, evet fiziki sınır 28.800 bps
(bit per second-bit/saniye) yani yaklaşık 3 Kilobayt'dır, ancak
sonradan geliştirilen sıkıştırma teknikleriyle daha fazla veri aktarımı
mümkün olmuştur.



Bir word dosyasını önce normal, sonrada zipleyip göndermeyi denerseniz,
zip'li dosyanın boyutu daha küçük olduğu için daha hızlı gittiğini
görürsünüz. Siz zip'lide olsa, açık da olsa bir dosya gönderirken, bir
web sitesinde gezerken, kısacası her türlü veri aktarımında, modeminiz
aktarılan veriyi sıkıştırma teknikleriyle sıkıştırarak gönderip/almaya
çalışır. Ancak gönderilen dosya türüne göre bu sıkıştırma az yada çok
etkili olabilir. Zaten sıkışıtırılmış bir zip dosyası 3 Kilobayt/saniye
hızında indirilirken, tamamen tekst bir dosyayı indirdiğinizde hızın
birden 12-15 KB/Sn'ye çıktığını görebilirsiniz, aslında olan şey
modeminizin açık bir tekst dosyayı çok iyi sıkıştırabilmesi ve toplamda
gönderilen/alınan veri miktarının birden artmasıdır.



Günümüzde satılan tüm dial-up modemler 56.000 bps hızında
çalışabilmektedir (pratikte sağlanan bağlantı hızları daha düşük olsa
da). İşte modemler içindeki sıkıştırma teknikleri, gönderilen her
veriyi belli bir oranda sıkıştırarak gönderdiği için 28.000 bps
hızındaki bağlantı üzerinde, daha fazla veri göndermek mümkün
olmaktadır. Neyse bizim asıl konumuz DSL teknolojileri, konuyu
dağıtmayalım…



Evimize gelen bakır kablo aslında çok daha yüksek frekanslarda veri
taşıyabilir. DSL’in yaptığı da işte bu 4 KHz’lik bölümün üstündeki
frekanslarda veri aktarımı yapmaktır.



Hemen aklımıza, “ama santral tarafında 4 KHz’in üstündeki frekanslar filtreleniyordu hani?” sorusu gelebilir, gelmiyorsa;

a) buraya kadar okuduklarınızı anlamadınız,

b) ben iyi anlatamadım, başka bir kaynaktan tekrar okuyun,

c) gidip elinizi yüzünüzü yıkayın, çay için, tv seyredin, sonra tekrar deneyin.



Telefon hattımız “adsl’e açılırsa”, santral tarafında evimizden gelen
hat bir ayırıcı ile iki hat haline getirilip, bir ucu eski sisteme
(POTS), diğer ucu ise DSLAM adı verilen cihaza bağlanıyor.



Böylece ilk 4 KHz’lik ve sesimizi taşıyan frekans bandı eski telefon
sistemine giderken, bunun üstündeki frekanslar ise bize DSL
bağlantısını sağlayan DSLAM cihazına ulaşıyor.



xDSL bir iletim teknolojileri ailesidir demiştik, ADSL bu ailenin
haşarı çocuğudur desem buna bir bahane bulamam, o sebepten teknik
ayrıntıya girelim daha iyi. Şimdi ortalama bir ev kullanıcısının
İnternet kullanım alışkanlığı daha çok download eğilimlidir. Yani biz
manyak gibi mp3, divx vs. indiririz. Buna karşın İnternete doğru veri
gönderimimiz daha azdır (mail göndermek, web sitesi yapıyorsak upload
etmek vb.). Bunu göz önüne alan mühendisler, 4 kHz’nin üstünde kalan
alanı asimetrik olarak bölmüşler, download’a daha fazla frekans aralığı
bırakmışlar ve ADSL doğmuş.



Bunun sonucu olarak, ADSL bağlantısı seçenekleri 128/32, 256/64,
512/128, 1024/256 ve 2048/512 gibi download/upload hızları farklı
olarak karşımıza çıkmaktadır.



Yukarıdaki grafikte bakır telefon telinin taşıdığı frekans aralığını
görüyorsunuz. İlk 4 kHz’lik alan, dediğimiz gibi, POTS olarak yani ses
iletimi için kullanılıyor. Daha sonra biraz boşluk bırakılmış ve
UPSTREAM yani veri gönderimi için kullanılan frekans aralığı, biraz
boşluk ve diğerlerinden daha geniş bir DOWNSTREAM yani veri indirimi
aralığı söz konusu. İnternet’e bağlıyken dahi telefon görüşmesi
yapabildiğimizi burada görüyoruz. Çünkü ses ve veri iletimi farklı
frekanslarda yapılıyor. İnternet bağlantımız telefon konuşması için
ayrılan alana hiç girmiyor, aynı şekilde, telefon görüşmesi yaptığımız
frekans aralığı İnternet için ayrılandan farklı.


Şimdi de ADSL’in avantaj ve dezavantajlarını özetleyelim:

Avantajlar

*
Yüksek hızda İnternet bağlantısı.
*
7/24 kesintisiz bağlantı.
*
Daha düşük ping süreleri (On-line oyunlarda daha iyi sonuç).
*
Telefon hattından bağlanmasına rağmen, İnternet’i kullandığınız anda
dahi telefonunuz meşgul gözükmez, hem İnternet’i hem de telefonu aynı
anda kullanabilirsiniz.
*
İlk yatırım maliyeti diğer hızlı İnternet seçeneklerine göre düşüktür (Uydu v.b).
*
Ülke genelinde ve dünyada en yaygın ve en basit seçenektir.

Dezavantajları

*
Dial-up’a göre pahalıdır, ancak her gün belli bir saatin üstünde bağlandığınız zaman kara geçebilirsiniz.
*
Telefon hatları üzerinden sağlanan bir hizmettir ve bir takım
sınırlamaları vardır. Eğer eviniz/iş yeriniz telefon santraline belli
bir mesafeden daha uzaksa (dolayısı ile aranızdaki telefon teli daha
uzunsa), telefon teli düşük kalitede veya bazı noktalarında hasar
görmüşse bağlantı sağlanamaz veya sık sık problem yaşanır.
*
Halen bazı bölgelerde Telekom bu hizmeti verememektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:24 am

üm yönleriyle ADSL (3)
ADSL’e Nasıl Bağlanılır

Adsl bağlantısına sahip olabilmek için öncelikle bir telefon hattımızın
olması gerekiyor. Daha sonra telefon hattımızın bağlı olduğu telekom
santralinde ADSL hizmetinin veriliyor olması gerekiyor.



http://www.turktelekom.com.tr/webtec...p?sayfa_id=194
bu adrese girip, telefon numaranızı yazarsanız, bağlı olduğunuz
santralde ADSL hizmetinin verilip verilmediğini görebilirsiniz. Bu
sayfada olumsuz yanıt alsanız bile, bağlı olduğunuz santrale gidip
sormakta fayda var.



Daha sonra hangi hızda bağlantı istediğinize karar veriyorsunuz. Tabii
herkes en hızlı bağlantıyı ister ancak siz yine de aşağıdaki tablodan
bütçenize uygun bir seçenek bulsanız iyi olur.

http://www.turktelekom.com.tr/webtec...p?sayfa_id=152



Normal bir ev kullanıcısı için 256/64 bağlantı seçeneği oldukça yeterli
görünüyor. Aslında yakın zamana kadar 49 milyona yalnızca 128/32
bağlantı alabiliyorsunuz. Ancak Telekom 128/32 seçeneğini iptal edip,
aynı fiyata 256/64 Kbps hızını vermeye başladı.



Dial-up kullanıcısı iseniz ve ADSL’i düşünüyorsanız, şu an ödemekte
olduğunuz ortalama telefon faturasından “İnternet” bölümünü çıkarıp
(telefon faturasında, ayrıntı bölümünde, yurtdışı, GSM, İnternet gibi
bölümler var), 49 milyonu eklerseniz, her ay ödeyeceğiniz toplam ücreti
bulabilirsiniz. Demek istediğim, bu 49 milyon sadece ADSL için
vereceğiniz ücret, telefon görüşmeleriniz için ayrıca ücret ödemeye
devam edeceksiniz. Sadece daha önce dial-up için ödediğiniz ücreti
artık ödemenize gerek kalmayacak.



İlk bağlantıda sitede belirtilen bağlantı ücretini bir seferlik ödüyorsunuz.



Eğer komşularınızı ikna edebilirseniz, 2-3 hatta daha fazla komşu bir
araya gelip, daha yüksek hızda bir seçeneğe abone olabilir ve ADSL’i
ortak kullanabilirsiniz.



Örneğin üç komşunuz daha ADSL kullanmak istiyor, siz kendi adınıza,
512/128 kbps seçeneğine abone olursunuz. Bina içinde bir ağ kurarsınız.
Sizin daireden diğer üç komşunuza bir ağ kablosu çekip, bir de harici
router görevi gören ADSL modem alırsınız. Böylece siz dahil 4 kişi
istediği an İnternet’i kullanabilir. Aylık faturayı da 4’e bölerseniz,
daire başı çok daha düşük bir ücret ödersiniz. Çoğu zaman hepiniz aynı
anda kullanmayacağınız için, daha ucuza üstelik daha yüksek bir hızda
İnternet bağlantınız olmuş olur.



Başvurudan sonra hattınız ADSL’e açılınca, bir ADSL modem almanız
gerekiyor. Alacağınız modem fiyat, üstündeki özellikler, marka ve buna
benzer daha bir çok farklı yönden incelenebilir. Şimdi modem tiplerini,
artı ve eksileriyle inceleyelim ve buna göre kararınızı verin.
Modemler

ADSL hizmeti ilk verilmeye başlandığında sadece tek bir markanın birkaç
modeli bulunabiliyor ve çok pahalıya satılıyordu. Ancak şimdi bir çok
marka ve model seçeneği var ve fiyatlar da makul seviyelere indi. Modem
seçiminizi belirleyecek iki kriter söz konusu, nasıl kullanacağınız ve
bütçeniz. Şimdi seçenekleri avantaj ve dezavantajlarıyla inceleyelim.

PCI ADSL Modem

En ucuz, en basit, çoğu zamanda en sorunsuz modem tipi budur diyebiliriz.

Bu tip modemler bilgisayarın PCI slotuna takılır, driver yüklendikten
sonra bir çevirmeli bağlantı olarak kurulumu yapılır. Bir PCI kart
olduğu için kasanın içinde durur, ele ayağa takılmaz, harici güç
beslemesi istemez. Bu kart sizi sadece nete bağlar, firewall, paylaşım
gibi olayları kendi bilgisayarınız üzerinde yazılımlarla halletmeniz
gerekir. Dolayısı ile, kendi kendinize en ucuz ve sorunsuzca, tek pc’yi
ADSL’e bağlamak istiyorsanız bu seçenek sizin için uygun olabilir.



USB ADSL Modem

Bilgisayarın USB portundan bağlanan bu tip modemler bilgisayarın
kasasının dışında bulunurlar. Bazı modeller güç beslemesi
gerektirirken, bazıları usb portundan aldığı elektrikle yetinirler.





Bu tip modemler, yani sadece usb portundan bilgisayara bağlanan
modemler en ucuz harici ADSL modem tipini oluştururlar. Kurulumları da
nispeten kolaydır. Ancak usb teknolojisi uzun süreli veri aktarımlarına
uygun olmadığı için bu tip modemler aynı zamanda en sık arıza yapan
modemler olarak tecrübe edilmiştir.



Bu noktaya kadar incelediğimiz modem tipleri esasen tek bir bilgisayarı
nete çıkarmak için tasarlanmış modellerdir. Ancak yine de, aynı dial-up
bağlantısı gibi yazılımsal yöntemlerle bu bağlatıyı paylaşmak da
mümkündür.

USB+Ethernet Modem

Bu tip modemlerde usb bağlantı yanı sıra, Ethernet üzerinden bağlantı
imkanı da vardır. Eğer harici modemim olsun, tek bilgisayara
bağlıyacağım ve USB yerine Ethernet bağlantısı kullanmak istiyorum
derseniz seçeceğiniz modem tipi budur.



Bu tip modemlerde, modemi isterseniz USB porttan bilgisayara
bağlayabileceğiniz gibi, eğer Ethernet kartınız varsa, Ethernet
portundan da bağlayabilirsiniz.



Bu tip bir modemi varolan yerel ağınızdaki hub/sviçe takıp, bu hub'a
bağlı tüm bilgisayarların da nete çıkmasını sağlayabilirsiniz.


Ethernet Switch Çıkışlı ADSL Modemler

Birden fazla bilgisayarın ADSL modem üzerinden zahmetsizce nete
çıkmasını istiyorsanız, tercih etmeniz gereken modem tipi budur. Bu tip
modemlerde arka tarafta aynı bir hub gibi 4-5 tane Ethernet portu
bulunur. Bu portlara bağladığınız bilgisayarlar nete çıkabilirler.



Bu tip modeller ADSL modemler arasında en fazla seçeneği sunan,
dolayısı ile de en pahalı modellerdir. Birden fazla bilgisayarın bu
cihaz üzerinden nete çıkacağı düşünülürse, firewall, routing, port
forwarding ve bunun gibi ekstra özelliklerin bu tip modemlerde
bulunması gerekir.



Bu şekilde modeme bağlı bilgisayarlar aynı ağın üyesi olurlar, yani modem aynı zamanda bir hub/sviç olarak görev yapar.


Kablosuz ADSL Modemler

Evinizde yatağa uzanmış veya mutfakta kahvenizi yudumlarken,
İnternet’te sörf yapmak ister misiniz? Kablosuz ağ kartı olan bir
notebook/pc ve kablosuz destekli bir ADSL modem ile bu reklam sahnesini
sizin de yaşamanız mümkün olabilir.



Bu tip ADSL modemler üzerinde kablosuz bağlantıyı sağlayan antenlerin
yanı sıra kablolu ethernete bağlanmak için bir Ethernet portu da
bulunur.



Kablosuz teknoloji her geçen gün gelişiyor ve daha yüksek hızları
desteklemeye başlıyor. Ancak ilk yatırım maliyeti, yani kablosuz
cihazların fiyatları hala oldukça yüksek. Kablosuz destekli ADSL
modemlerde bu aile içinde en yüksek fiyata sahip olan ürünlerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:25 am

Tüm yönleriyle ADSL (4)

Bağlantı şekilleri

ADSL modem tiplerini inceledikten sonra sıra geldi birkaç bağlantı
senaryosunu incelemek, böylece kafanızdaki olası soru işaretlerini
tamamen ortadan kaldırabiliriz.


Evimde/işyerimde tek bir bilgisayarı bağlamak istiyorum

Bu durumda en ucuz seçeneği, yani PCI bir adsl modemi tercih edebilirsiniz.




Ama eğer harici bir cihaz olsun, çok çok az dahi olsa bilgisayarın
CPU’sunu kullanmasın diyorsanız, boş PCI slotum kalmadı, kasayı açmak
istemiyorum veya sık sık modemin yerini değiştireceğim diyorsanız,
harici bir model tercih edebilirsiniz.



Bu durumda da sadece usb üzerinden bağlanan bir model veya üzerinde hem
usb hem de Ethernet çıkışı olan bir model alabilirsiniz. Usb bugün tüm
bilgisayarlarda standart geliyor, ancak Ethernet kartınız olmayabilir
ve 8-10 dolar’da Ethernet kartı için harcamanız gerekebilir. Sadece usb
üzerinden bağlanan modeller genellikle harici bir elektrik adaptörü
gerektirmezler, böylece elektrik prizinde ekstra bir yuvaya ihtiyaç
duymamış olursunuz.



Evimde/işyerimde birden fazla bilgisayarı bağlamak istiyorum

Bu durumda seçim yapmak biraz zorlaşıyor. Birden fazla bilgisayarın
olduğu bir ortam genellikle ofis ortamı demek oluyor ve güvenlik,
İnternet servisleri sağlamak (kendi web/mail sunucunuza sahip olmak
gibi) vb. konuları da hesaba katmak gerekiyor. Ama öncelikle en basit
seçeneği inceleyelim. Yukarıda bahsettiğimiz tek kullanıcı için olan
modem tiplerini kullanarak da birden fazla bilgisayarı nete
çıkarabilirsiniz.



Eğer PCI veya USB bağlantıyı kullanıyorsanız, İnternet’e bağlanan
bilgisayar üzerinde bir paylaşım programı kullanarak (ICS, Winroute,
ISA vb.) sizinle aynı ağa bağlı diğer bilgisayarların sizin üzerinizden
nete çıkmasını sağlayabilirsiniz. İkinci bir seçenek olarak da, eğer
tek Ethernet çıkışı olan bir modem almışsanız, bu Ethernet çıkışından
bir bilgisayarın Ethernet portuna değil de, ağınızdaki bilgisayarların
bağlı olduğu hub’a bağlantı yaparsanız bu hub’a bağlı tüm bilgisayarlar
nete çıkabilirler.



Eğer daha önceden kurulu bir ağınız yoksa ve biraz daha üst model bir
ADSL modem almak istiyorsanız, ki böyle bir bağlantı için en iyi
seçenek budur, o zaman arkasında birden fazla Ethernet portu olan ADSL
modemlerden birisiniz seçmelisiniz. Bu cihazları aynı zamanda bir hub
olarak kullanabilirsiniz. Yani 3 bilgisayarı bu cihazın arkasına
bağlarsanız, sadece İnternet’e bağlanmakla kalmazlar, aynı zamanda ağ
üzerinde birbirlerini de görürler.



Eğer kablosuz cihazlarınız varsa, kablosuz bir modemi de düşünebilirsiniz.



Splitter/Ayırıcı/Micro-Filtre

Yukarıda grafiklerde splitter/ayırıcı (sprinter değil, o mutant bir
fareydi…) olarak geçen cihaz basit bir kutudan ibarettir. Yaptığı görev
ise, ses için kullanılan frekans aralığı ile, ADSL bağlantısında
kullanılan frekans aralığını birbirinden ayırt etmektir. Genellikle
adsl modemle birlikte verilir (eğer vermiyorlarsa ısrarla isteyin), ama
tüm ısrarlarınıza rağmen gene alamazsanız üzülmeyin, 2-3 dolara satın
alabilirsiniz.



Bu cihaz evinize/işyerinize gelen ve ADSL’e açılmış telefon hattına
diğer herhangi bir cihaz takılmadan önce takılır. Splitter üzerinde
LINE (hat), ADSL veya DSL (modeme gidecek taraf) ve Tel/Telefon
(telefon, fax veya telefon santralinin dış hat girişine gidecek taraf)
olarak etiketlenmiş çıkışlar bulunur.



Burada da gene bir kavram kargaşası yaşanıyor, splitter İngilizce bir
kelimedir ve manası da “ayırıcı”dır. Bu yabancı terim yerine gerçek
ismi olan mikro-filtre demek daha doğrudur diye düşünüyorum.



Telekom’dan gelen telefon hattını, diğer hiçbir cihaza takmadan önce
(paralel bir telefon, telefon santrali vb.) mikro-filtre’nin LINE
girişine takarız. Mikro-filtre üzerindeki “Telefon” çıkışından gelen
kabloyu daha önce bu hat üzerinde kullanmakta olduğunuz cihaz her ne
ise (faks, telefon veya telefon santralinin dış hattı olarak) o cihaza
takarız. Mikro-filtre üzerindeki DSL çıkışı ise, başka hiçbir cihaza
uğramadan, direkt olarak ADSL modemin LINE, ADSL veya DSL olarak
işaretlenmiş hat girişine takılır.



Eğer mikro-filtre doğru şekilde takılmazsa ne olur? Eğer DSL ve Telefon
çıkışlarını karıştırırsanız, telefon cihazınız çalışmaya devam eder,
ama ADSL’e bağlanamazsınız. Eğer hiç mikro-filtre takmazsanız, her şey
normal gözükmekle beraber, telefon konuşması yaparken (aynı zamanda
ADSL ile İnternet’i de kullanıyorken) ahizede arka planda klavye
tıkırtısına benzer sesler duyarsınız. Ayrıca hiç mikro-filtre
takmazsanız ve faks cihazı kullanıyorsanız, ADSL hattınızda kopmalar
olabilir.

Bazı ADSL modemlerde, mikro-filtre modemin üzerinde olabilir, yani aynı
eskiden 56k modemlerde olduğu gibi, LINE girişi ve Tel çıkışı modem
üzerinde olabilir.



Bizim kullandığımız mikro-filtrenin bir benzeride Telekom telefon santralinde bulunmaktadır.



Eğer bu telefon hattını sadece ADSL için kullanıyorsanız mikro-filtre kullanmanıza gerek yoktur.




Eğer iş yerinizde telefon santralinize giren dış hatlardan birisini
ADSL'e açtırırsanız bu hattı santralde kullanmaya devam edebilirsiniz.



Santralin dış hat girişinden hattı çıkarın, mikro-filtrenin girişine
takın, mikro-filtrenin telefon çıkışını santralin dış hattına takın,
ADSL çıkışını ise başka hiçbir yere uğramadan direkt ADSL modemin LINE
girişine takın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:25 am

Tüm yönleriyle ADSL (5)
Bağlantı ayarları

Yazıyı buraya kadar sıkılmadan okuduğunuza göre ADSL işini ciddi ciddi
düşündüğünüzü varsayıyorum. ADSL’e abone olmak için ilk yapmanız
gereken, bu adrese girip http://www.turktelekom.com.tr/webtec...p?sayfa_id=194
adsl hizmeti almak istediğiniz telefon numarasını girmek ve bu
numaranın bağlı olduğu santralde adsl verilip verilmediğini kontrol
etmektir. Buradan olumlu yanıt aldıktan sonra, aynı sitede yer alan
açıklamalara göre adsl başvurunuzu yapıyorsunuz.



Başvuru esnasında size kullanıcı adı ve şifre verilecektir, buna dikkat
edin. Kullanıcı adı ve şifre konusu TT’nin adsl kullanıcılarına
çektirdiği çilenin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Kullanıcı adı ve
şifre yapısındaki belirsizlikler, sizden habersiz değişen şifreler
(bağlanamayınca, destek hattını arıyorsunuz ve “Aaa, ee, sizin şifreniz
o değil ki !!!” diyebiliyorlar) ve hatta sizin şifrenizle başka bir
adsl kullanıcısının sisteme girmesi ve sizin girememeniz…



Demek ki kullanıcı adınıza ve şifrenize dikkat ediyorsunuz, ayrıca size
bir de “hat numarası” verilecek 18 veya 19 ile başlayan bir numara bu,
o numarayı da kaybetmeyin.



Bunun yanında Türk Telekom’un yanı sıra büyük İSS’lerde ADSL hizmeti vermeye başladılar, örneğin Superonline. http://adsl.superonline.com/ adresinden bilgi alabilirsiniz.



Başvuru yapılıp, hattınız açılınca modem almanın sırası geliyor.
Yukarıda ayrıntılı olarak modem seçiminde dikkate almanız gereken
noktaları sıraladık, ancak marka konusunda bir şey söylemedik. Bu
konuda da çeşitli donanım inceleme sitelerine ve bilgisayar dergilerine
başvurmanız gerekiyor. Buradan da fiyat/performans oranı en uygun ve
sizin ihtiyaçlarınıza cevap verecek bir modemi tercih etmelisiniz.



Bu arada, performans deyince şöyle bir nokta aklıma geldi, hiçbir
markanın hiçbir modeli sizi İnternet’e daha hızlı veya daha yavaş
bağlamaz. Bağlantı hızı olarak ne satın almışsanız, modeminizin
marka/modeli ne olursa olsun o hızda bağlanırsınız. Sadece ping
sürelerinde çok küçük farklar olabilir, ancak bu fark ortalama bir
ev/ofis kullanıcısı için önemli değildir.



ADSL modem alırken dikkat etmeniz esas konu, sizin ihtiyaçlarınıza
uygun bir model olması, fiyatı, ayarlarının, firewall v.b. gibi
özelliklerinin yeterli olması, paket içinden çıkan parçaların kaliteli
ve yeterli olması ve belki de en önemlisi donanımsal bir problem
yaşadığınızda sizi süründürmeyecek, kısa sürede tamir veya değişimi
yapacak bir yerden almanızdır.



Modemi aldınız, eve/ofise geldiniz, peki şimdi? Her modemin ayrı bir
ayar yöntemi olduğu için size her işe yarar İngiliz anahtarı bir çözüm
sunamıyorum, ama okumanız yazmanız varsa, ürünle beraber gelen
kitapçıkta anlatılan kısa 1-2 adımı tamamlamanız yeterli olacaktır.



Ancak genel olarak şunlar söylenebilir:
Eğer modeminizi USB üzerinden bilgisayarınıza kuracaksanız, diğer USB
cihazlardan bir farkı yok, cihazı takın, CD’den driver’ı yükleyin.
Çevirmeli ağ ayarlarını yaptığınız gibi bu bağlantının da ayarlarını
(kullanıcı adı vs.) yapın ve bağlanın.



Eğer Ethernet üzerinden bağlanıyorsanız veya genel olarak harici bir
modem almışsanız, öncelikle kitapçığından cihazın sahip olduğu
varsayılan ip adresini öğrenip, kendi ağ kartı ayarlarınızda uygun bir
ip adresi tanımlanmanız gerekebilir. Ancak çoğu zaman otomatik ip al
diye ayarlanmış ağ kartınızı modemin Ethernet portuna bağlamanız
yeterli olacaktır. Sizin kartınız otomatik olarak bir ip adresi
alacaktır. Daha sonra İnternet explorer’dan modemin ip adresini girip
enter’a basacaksınız. Hemen hemen tüm modemlerde cihazın içine gömülü
bir web sayfası mevcuttur. Cihazla ilgili ayarlar ve durumunun
gözlenmesi bu web sayfaları üzerinden yapılır.



Yapmanız gereken ayarlar,

VPI = 8
VCI = 35
Encapsulation=PPoE LLC (Bu bazı bölgelerde PPoA LLC olabilir!)
Username=kullanıcıadınız@ttnet
Password=Şifreniz

olarak ayarlamak, kaydedip, modemin kendini resetlemesini beklemekten ibarettir.



Cihazınızın üzerinde mutlaka bir link ışığı olacaktır. Cihaza sadece
elektrik kablosunu takıp açtığınızda bu ışık sarı veya kırmızı yani
ADSL’i tespit edemiyorum manasına gelen durumda olacaktır. Daha sonra
cihazın arkasına ADSL’e açılmış olan telefon hattınızı taktığınızda
ışık bir süre yanıp sönecek en sonunda da yeşile dönüp sabit yanmaya
devam edecektir. Tabii renkler modelden modele değişebilir ama sistem
böyle.



Link ışığının yanması İnternet’e bağlı olduğunuz manasına gelmez,
hattınızın ADSL’e açık olduğunu ve modemin bunu tespit ettiğini
gösterir. Eğer, örneğin kullanıcı adınızı yanlış yazarsanız link ışığı
yanmasına rağmen IP alamaz ve nete çıkamazsınız.



Yukarıdaki ayarları tamamlamışsanız explorer’ı açıp, sörfe başlayabilirsiniz.
DNS meselesi

DNS benim için bir mesele değil, tahminimce sizin içinde değil, ama ADSL’e bağlanınca böyle bir derdiniz olabilir.



www.yahoo.com yazdınız enter’a bastınız, bilgisayarınız öncelikle DNS server’a gidip “bana www.yahoo.com’un IP adresini ver” der ve bu ip adresi ile www.yahoo.com’a bağlanırsınız.



DNS server dediğimiz çoğunlukla size İnternet servisi veren
sağlayıcının sunduğu bir hizmettir. Ancak Türk Telekom’un DNS
server’ları ya çok yavaştır ya da düzgün çalışmaz. Varolduğunu
bildiğiniz (başka yerlerden sorunsuz girdiğiniz) web sitelerine “web
sitesi bulunamadı” mesajı sonrasında ulaşamazsınız. Bu ADSL’in ilk
günlerinden beri çok karşılaşılan bir durum. Eğer siz ilk ayarlarla
böyle bir problem yaşamadan normal çalışıyorsanız, problem yok
demektir, aynen devam edin. Ancak bu gibi sorunlar yaşıyorsanız, Türk
Telekom’un dns server’larını kullanmak zorunda değilsiniz. Modem
ayarlarınızda çalıştığını bildiğiniz diğer DNS server adreslerini
girebilirsiniz.
Sabit IP (Almalı mı, almamalı mı?)

İnternet’e bağlandığınızda dünyada bir eşi olmayan bir IP adresi
bilgisayarınıza atanır. Böylece sizin bilgisayarınız İnternet
üzerindeki diğer bilgisayarlarla haberleşebilir. Hangi yöntemle
bağlanırsanız bağlanın bu geçerlidir. Dial-up olarak bağlandığınızda
bağlı kaldınız süre size ait olan bir ip numaranız olur, düşüp tekrar
bağlandığınızda ise farklı bir ip alırsınız.



Servis sağlayıcıların sahip oldukları belli ip aralıkları vardır.
Kendisi üzerinden hizmet alan müşterilerine bu ip aralığında ip
dağıtırlar.



ADSL’e başvurduğunuzda isterseniz ücretsiz olarak (en azından şu an
için böyle) sabit ip’ye sahip olabilirsiniz. Bu şu anlama gelir, ADSL
bağlantısını her yaptığınızda 81.251.1.250 gibi sabit bir ip adresi
bilgisayarınıza atanacak, bağlantıyı kesip tekrar kursanız da aynı ip
adresini alacaksınız.



Peki bunun avantajı veya dezavantajı nedir? Dışarıdan başka İnternet
kullanıcılarının sizin bilgisayarınız üzerindeki bir servise (mesela
kendi makineniz üzerinde tuttuğunuz web sitesine) ulaşmalarını
istiyorsanız sabit ip’ye sahip olmak daha kullanışlıdır. Ip adresinizi
arkadaşlarınıza veya her kim kullanmak istiyorsa onlara verirsiniz ve
diğer İnternet kullanıcıları web gezginlerini açıp sizin ip adresinizi
yazdıklarında, karşılarına sizin bilgisayar üzerinde çalışan web sitesi
gelir.



Sabit ip’niz olmasa da kendi makinenizde web sitesi sunabilirsiniz,
ancak ADSL bağlantınız kesip, tekrar bağlandığınızda farklı bir ip
adresi alacağınızdan yeni ip adresinizi arkadaşlarınıza bir şekilde
iletmeniz gerekir. Hatta sabit ip’niz varsa, bir domain ismi alıp
(benimsitem.com gibi), sonra da sabit ip’nizi bu adrese tanımlarsanız,
ip adresiyle değil, benimsitem.com yazarak da sizin bilgisayarınıza
ulaşabilirler.



Hımm, güzel bir şey bu sabit ip, hem de bedavaymış neden almayalım ki,
diye düşünebilirsiniz. Ancak İnternet üzerinde sabit bir ip’ye sahip
olmak, kötü niyetli kişilerin de sizi her zaman aynı adreste
bulabilmesi manasına gelir. Ayrıca, bir şekilde bu ip adresi bazı
sitelere girmekten engellenirse yani banlenirse, eliniz ayağınız bağlı
kalır.



Sonuç olarak, öyle web sitesi, mail server’la falan işim olmaz, ben
doğru düzgün İnternet’e gireyim bana yeter diyorsanız, sabit ip almanın
size getireceği bir avantaj bulunmuyor. Ancak özellikle işyerleri için,
kendi mail server’larına sahip olacak, web sitesini kendi bilgisayarı
üzerinden dünyaya açacak yerler için sabit ip alınabilir.



Aslında sabit ip almasanız da, sabit ip’nin sunduğu imkanlardan
faydalanmanızı sağlayan bir sistem mevcut, şimdi bunu inceleyelim.
Dinamik DNS

http://www.noip.com bu adres size bir şey ifade ediyor mu? Etmiyorsa bile okumaya devam edin, pişman olmayacaksınız.



Az önce sabit ip’nin ne olduğunu, avantaj ve dezavantajlarını anlatmaya
çalıştık. Sabit ip meselesi aslında ADSL özelinde bir konu değil,
dial-up da bağlansanız, kablonet’de kullansanız sonuç değişmiyor. Bir
çok kişi kendi bilgisayarı üzerinde bazı İnternet servisleri kullanmak
veya en azından dışarıdan evindeki bilgisayarına ulaşmak istiyor.



Ancak sabit ip’niz yoksa, dışarıdan bağlanmak zorlaşıyor, çünkü siz en
son baktığınızda gördüğünüz ve not ettiğiniz ip adresiniz, bağlantınız
bir ara kopup tekrar geldiğinde değişmiş olabilir. İşte sabit ip’ye
sahip olmayanların, sabit ip’ye sahip olmanın rahatlığını yaşaması için
sunulan bir servis var: dinamik dns.



Sistem basitçe şöyle işliyor: Bu servisi sunan web sitelerinden
birisine gidiyorsunuz (noip.com mesela), kayıt olup kullanıcı adı-şifre
alıyorsunuz. Kayıt esnasında size bir subdomain veriyorlar
(benimismim.noip.com gibi). Bu subdomain sizin bilgisayarınıza (o an
geçerli olan ip adresinize) yönlendiriliyor. Sonra da web sitesinden
ufak bir program indiriyorsunuz. Programı bilgisayarınıza kurup, sitede
tanımladığınız kullanıcı ve şifrenizi girince ayarlamalar bitmiş oluyor.



Sizin bilgisayarınızda çalışan bu program sürekli olarak sizin ip
adresinizi kontrol ediyor. IP adresiniz değişince noip.com’a
bildiriyor, noip.com’da sizin subdomain’e bağlı ip’yi değiştiriyor.
Sonuçta benimismim.noip.com sürekli sizin bilgisayarınızın ip’sini
veriyor.

Dinamik DNS güzel bir imkan olsa da, eğer kendi bilgisayarınız üzerinde
bir takım servisler vermeyi düşünüyorsanız, en başta sabit IP almak en
akıllıcası gibi gözüküyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
pierce_town



Erkek
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 24
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 09/05/09

Karakter Sayfası
Durum:

MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Ptsi Haz. 29, 2009 12:26 am

Tüm yönleriyle ADSL (6)
Güvenlik/Firewall


Güvenlik ve kullanılabilirlik aslında birbirine zıt kavramlardır. En
güvenli sistem dışarıyla hiçbir bağlantısı olmayan sistemdir. Ancak o
zaman da, kullanılabilirliği sıfıra iner. O zaman güvenlik ve
kullanılabilirlik dengeli bir şekilde ayarlanmalı ve hem yapmak
istediğimiz işi yaparken, hem de güvenliğimizi mümkün olan en üst
düzeyde tutmalıyız.



7/24, üstelikte yüksek hızda İnternet’e bağlı bir sistem sürekli tehdit
altındadır. Oturup güvenlik loglarına baktığımızda aşağı yukarı her on
dakika da bir birilerinin port taraması veya benzeri yöntemlerle
sistemimize ulaşmaya çalıştığını görürüz.



ADSL bağlantısına karar veren bir kullanıcı, hele ki bir iş ortamında
birden fazla bilgisayarı bağlayacaksa güvenlik konusunu iyice
düşünmelidir. Güvenlik çok boyutlu bir konu olduğu için burada
ayrıntılı olarak incelememiz mümkün değil. Ancak en azından alacağınız
ADSL modemde kolay ayarlanabilir bir firewall olmasına dikkat edin ve
modemi kurarken bu firewall’ı inceleyin, varsayılan ayarlarının sizin
için yeterli olup olmadığına dikkat edin. Mümkünse, firewall içinde
önce tüm iletişimi kısıtlayıp, sonra adım adım kullandığınız servisler
için gereken portları (ama sadece gerekenler) açın. Sadece modem
üzerindeki firewall’a güvenmeyin, bilgisayarınıza da mutlaka iyi bir
firewall ve sürekli güncellenen bir antivirus kurun.



Windows XP kullanıyorsanız Servis Paketi 2’yi yüklemenizi şiddetle
tavsiye ediyorum. İşletim sistemi güncellemelerini otomatiğe alın ve
sürekli güncel kaldığınızdan emin olun.



Her modemin firewall ayarı farklı farklı olduğu için size standart bir
ayar vermem mümkün değil, ancak altta örnek olması için Alcatel Speed
Touch ADSL modemin firewall ayarlarını veriyorum. Tabii ki bu benim
ihtiyaçlarıma göre ayarlanmış, sizin ki farklı olabilir.



Firewall eğer “Packet Firewall” özelliğine sahipse, sisteme giren ve
çıkan her ip paketini inceler ve sizin oluşturduğunuz kurallara göre
izin verir veya vermez.



Yukarıdaki listede, kurallar üstten aşağıya doğru taranıyor. Ip paketi
bu kurallardan birisine uyuyorsa izin veriliyor, en alttaki kural
“drop/iptal etl” komutu ile ile yukarıdan aşağıya doğru hiçbir kurala
uymayan paketi siliyor.



İnternet’e bağlı makineların temel servisleri (http, ftp, mail https
vb.) kullanabilmesi için ilk iki kuralı tanımlamışım. Çünkü bu
servisler 13-443 arası portları kullanıyorlar. Aşağıda sık kullanılan
bazı protokollerin portlarını veriyorum:



HTTP 80

HHTPS 443

FTP 20 ve 21

SMTP 25

POP3 110

NNTP 119

Uzak Masaüstü (Terminal Servisleri) 3389

İlk kuralı inceleyelim:



İkinci kural ise, birincinin tersi gibi, İnternet’ten 13-443 arası
portlardan gelen tcp paketlerinin yerel ağa geçmesine izin ver diyor.


Şimdi bu noktada ufak bir bilgi verelim, bir bilgisayar üzerindeki
servislere ilgili servisin portundan bağlanıyoruz. Örneğin web
sunuculara 80 numaralı porttan bağlanıyoruz. Ancak aslında web sunucu
da bizim bilgisayarımıza 1024-65536 arası rastgele bir porttan bağlantı
kuruyor. Firewall, her paketi incelediği için bağlantıya çift yönlü
olarak izin vermeliyiz.



Örneğin yerel ağı İnternet’te 80 numaralı porta açmak için aynı zamanda
web sunucunun içerideki makinelere doğru erişimini de tanımlamalıyız.
Bazı firewall’lar bu geri dönüş bağlantılarını ya hiç kontrol etmezler
veya kuralı kendisi otomatik oluştururlar. Biz burada bunu da
tanımlamışız.



ADSL modeminiz üzerindeki firewall sizin için yetersizse veya daha
ayrıntılı ayarlamalar yapmak istiyorsanız, yerel ağınızla ADSL arasına
üzerinde Firewall/Proxy yazılımı (ISA Server gibi) çalışan bir
bilgisayar koyup, onun üzerinde çok daha ayrıntılı ayarlamalar yapmanız
mümkün olabilir.
Nat/Pat

Yok, yok bir yazım hatası söz konusu değil, bu bölümün başlığı
gerçekten nat/pat. Hayır, size saçma bir Japon çizgi filminden
bahsedecek değilim, nat ve pat bizim işimize yarayan ağ
teknolojilerinin isimleri ve birazdan kısaca tanıyacağız.



Nat, Network Address Translation kelimelerinin kısaltması. Bunu "ağ
adresi çevrimi" gibi Türkçeleştirebiliriz. Nat şöyle ortaya çıkmış,
90'lı yılların sonlarına doğru, ip adres blokları hızla tükenmeye
başlamış. Yani A, B ve C sınıfı gerçek ip adresleri İnternet'in çok
hızlı büyümesiyle, isteyen kurum ve kuruluşlara dağıtıldıkça bu gidişle
dağıtılacak ip adresi kalmayacağı farkedilmiş. 100-150 Pc'den oluşan
bir bilgisayar ağının İnternete çıkabilmesi için her bir Pc'ye ayrı ve
gerçek bir IP adresi vermek yerine, İnternet ile yerel ağ arasında
aracılık görevi gören bir yönlendiricinin gerçek IP adresine sahip
olması ile tüm yerel ağın İnternet'e çıkabileceği nat sistemi
geliştirilmiş.



Yerel ağdaki bilgisayarlar Nat yapan bilgisayarı/yönlendiriciyi
varsayılan ağ geçidi olarak görürler. Böylece İnternet'e doğru her
paketi bu cihaza yollarlar. Nat yapan makina, kendine gelen bu IP
paketlerinin "kaynak IP adresi" bölümünü değiştirip, kendisinin gerçek
IP adresini yazar ve İnternet'e gönderir. Bu paketin cevabı
İnternet'ten geldiğinde de, en başta bu paketi gönderen yerel ağdaki
PC'ye bu paketi iletir. Böylece yerel ağdaki bilgisayarlar kendileri
gerçek bir İnternet IP adresine sahip olmasalar da, İnternet'e
çıkabilmiş olurlar.



Pat, "Port Adress Translation" ise Nat yapan yönlendiricilerin
yapabildikleri diğer bir iştir. Eğer İnternet üzerinden iç ağa doğru
beklenmeyen (yani iç ağdan yapılmış bir isteğin cevabı olarak değil)
bir talep gelirse, Pat yapan yönlendirici önceden ayarlandığı gibi bu
isteği içerideki bir bilgisayara iletir.



Örneğin, sizin iç ağda 10.0.0.1 gibi bir IP adresine sahip bir web
sunucunuz varsa ve İnternet'ten bu bilgisayarın üzerindeki web sitesine
ulaşılabilmesini istiyorsanız, aradaki yönlendirici cihazda (ADSL
router mesela) Pat ayarlarını yaparsınız.



"Dışarıdan (İnternet'ten) 80 numaralı porta gelen istekleri, iç ağdaki
10.0.0.1 IP adresine sahip bilgisayarın 80 numaralı portuna yolla"
dersiniz.



çeride çalışan servisin kulladığı port veya portları bu şekilde
yönlendirici üzerinde Pat'ladıktan sonra, firewall üzerinden de ilgili
portların iç ağa doğru açılması gerekir.



Eğer uzak masaüstünü kullanarak bilgisayarınıza dışarıdan bağlanmak
istiyorsanız, 3389 TCP portunu içerdeki Pc'nin yerel IP adresine
(192.168.16.3 gibi) Pat yapmalı ve bu portu firewall'da açmalısınız.



Kendi makinanıza FTP server kurmak ve dışarıdan bağlantıya izin vermek
için 20 ve 21 TCP portlarını aynı şekilde ayarlamalısınız.

Gerçek hızımız nedir?

ADSL’e bağlandık, hemen sık sık girdiğimiz birkaç web sitesini gezdik,
“vay bee, baya hızlıymış hani” diye söylendik, şimdi de broadband yani
genişbant internetin nimetlerini tanıma vakti geldi.



Öncelikle normal sörf hızınızda belirgin bir artış hissedeceksiniz
ayrıca önceden, yani dial-up olarak bağlandığınızda hiç
kullanamadığınız on-line video v.b. hizmetleri kullanabilir hale
geleceksiniz.



Aşağıdaki sitelere göz atmakla başlayabilirsiniz:



http://video.msn.com/

www.yayinonline.com

http://www.bbc.co.uk/broadband/



Ayrıca Winamp’ın en son sürümünü indirip onun içinden canlı radyo ve tv kanallarını izleyebilirsiniz (www.winamp.com).



İş dosya indirmeye gelince bir çok seçeneğiniz var, dosya indirme ve
paylaşım programlarıyla ilgili başka bir yazımız olacak, ancak dosya
indirirken bir çok kullanıcının kafası karışıyor, bazı noktalara
açıklamaya çalışalım.



Önce kavramları tanıyalım:



kilo (k) = 10 ^ 3 = 1,000 (bin)
mega (M) = 10 ^ 6 = 1,000,000 (milyon)
giga (G) = 10 ^ 9 = 1,000,000,000 (milyar)
tera (T) = 10 ^ 12 = 1,000,000,000,000 (trilyon)



k = kilobit
K = Kilobyte



“k” harfine dikkat! Küçük yazıldığında “kilobit”, büyük yazıldığında ise “Kilobayt” manasına geliyor.



1 bayt=8 bit, bu durumda:



56 kbit = 7 Kbayt (Normal modemlerde teorik olarak görebileceğiniz en yüksek indirme değeri budur.)

128 kbit = 16 Kbayt
256 kbit = 32 Kbayt
512 kbit = 64 Kbayt
1024 kbit = 128 Kbayt
2048 kbit = 256 Kbayt



Satın aldığınız ADSL hattı ile yapabileceğiniz maksimum indirme oranını
hesaplarken, kısaltmalara ve bit/byte ayrımına dikkat etmemiz gerekiyor.



Örneğin 512 kb/s (kilobit/saniye) ADSL hattınız varsa, 8 bit = 1 byte olduğuna göre;

512/8= 64 KB/s (Kilobyte/Saniye) indirme yapabilirsiniz. Bu 512 kbps bir hat üzerinde en iyi şartlarda 1 Megabayt bir dosyanın;

1024 Kbayt / 64 Kbayt/Saniye = 16 saniyede indirilebileceğini gösteriyor.



Diğer bir nokta ise veri depolamada kullanılan değerlerle veri
aktarımında kullanılan değerlerin biraz farklı olmasıdır. Veri
depolama, harddisk veya dosya boyutu belirtilirken, ikilik sistem
değerler kullanılır:

1 Kilobyte (K / KB) = 2^10 byte = 1,024 byte gibi.



Ancak veri aktarım ile ilgili değerler onluk sistemdedir:

1 Kilobyte (K / KB) = 10^3 byte = 1,000 byte



Bu bilgilerin yanı sıra bağlantı hızınızı test edebileceğiniz bir adres bulunuyor:



http://speedtest.ttnet.net.tr/
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Tüm Yönleriyle ADSL   Bugün 10:37 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tüm Yönleriyle ADSL
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Dışarıdan :: Bilgisayar-
Buraya geçin: